Neler oluyor bize? Niçin bu ruhsuzluk? Nedir bu isteksizlik? Çok mu fazla soru sordum?
Her aşktan mağlup çıktığında atlatmak için belli bir süreye ihtiyaç vardır. Eninde sonunda atlatırsın. Seni en çok zorlayanlar hayaller olur.
Bir çoğunu olmayacağını bile bile kurarsın. Unutulması en kolay hayallerdir bunlar. İşte bizim hayalimiz de olmayacağını bildiklerimizdendi. Kendimizi kandırarak kurduk bu hayali. Değişim hayal etmiştik en büyük aşkımız olan Beşiktaş’ımız için. Sonucu iyi olur veya kötü olur düşünmedik. Sadece değişim istedik.
Gerçekleşmedi bu hayalimiz. Gerçekleşmeyeceğini de biliyorduk. Ama yinede herkes gibi ben de hayal kırıklığına uğradım. Hayallerim yıkıldı. Bir anda halsizleştim. Tansiyonum düştü. Şekerim yükseldi. Kalbime bir ağrı saplandı. Hayalleri yıkılan bir kişiye ne olduysa bana da o oldu işte.
Ama bu hayal kırıklığı sevgimden hiç birşey kaybettirmedi bana. Atlatmak içinse süreye ihtiyacım vardı.
Bir çok sitede gördük, tepki göstermek için çağrılar yapıldı. Bu çağrılara uyanlar oldu, uymayanlar oldu. Uyanlara tepki gösterenler oldu, uymayanlara tepki gösterenler oldu. Herkese edecek bir çift sözüm var.
Çağrılara uymayan arkadaşlar; seçimden önce Yıldırım Demirören’e ana avrat küfür edenlerden değil misiniz? Bir kaç günde ne değişti? Şimdi niye destekliyorsunuz? Sizin kalbiniz kırılmadı mı? Hayalleriniz yıkılmadı mı? Peki nasıl bu kadar çabuk atlatabildiniz?
Savunmanız ise hep aynı, kişilere önem vermediğinizi; renklerin,formanın,armanın sizler için önemli olduğunu söylüyorsunuz. Niye o zaman seçim sizin umrunuzda? Seçimden önce Demirören yeter, seçimden sonra ses soluk yok. Elbette seçimden sonra Demirören yeter demeniz 3 yıl boyunca hiç birşeyi değiştirmeyecek. Ama bu kırgınlığınızı, kızgınlığınızı nasıl atlattınız? Durun tahmin edeyim. Futbolcular gol attıkça siz bu kızgınlığı atlattınız. Çünkü siz skora göre taraftarsınız!
Ben attığımız hiç bi gole sevinmedim, sevinemedim. İçimden gelmedi sevinmek. Çünkü kızgındım, kırgındım. Daha kaç maç devam edicek benim için böyle bilmiyorum. Ama eninde sonunda attığımız gole sevinicem. Çünkü Aşk’ım kırgınlığımın önüne geçecek. Beşiktaşsızlığa dayanamam
Konuyu açmışken size dönüyorum tepki gösterenler. Tepki göstermeyenlerin riyakarlığına kızgınsınız aynı benim gibi. Ancak bu Beşiktaşlılığınızı askıya almak için yeterli bir sebep değil. Çok kötü günler geçirdik, bir çoğunu atlattık, bir çoğunu hala içimizde hissediyoruz. Bir başkanlık seçimimi size bukadar koydu? Aşkınızı yüreğinizden silip atacak kadar? Bir çok blogda okuyorum, artık maça gitmeyeceğini söyleyenler, Bu Beşiktaş’ın hiç birşeyi haketmediğini söyleyenler, Beşiktaş’a elveda edenler…
Sizin sevginiz hayalleriniz yıkılana kadarmış. En son kurduğunuz hayalleriniz Beşiktaşın önüne geçmiş. Kendinizi o kadar çok kaptırmışsınız ki Beşiktaşı unutmuşsunuz arada. Hayalleriniz yıkılınca hayallerin altında olan herşey yıkıldı doğal olarak. Çekirdeğinizi alın, açın yandaş yayıncı kuruluşu izleyin maçınızı. Daha fazla söyleyecek lafım yok size.
Sondan bir önceki sözümde Çarşı adıyla bilinen taraftar grubuna. Sizin için taraftarlık artık tamamiyle tezahürat yapmaktan ibaret, gazetelere tvlere çıkmaktan ibaret. Evet çok büyük işler başardınız, tüm Beşiktaşlıları olduğu gibi beni de gururlandırdınız. Ama kendinizi çok fazla kaptırdınız. Artık benim gözümde gerçek Beşiktaşlı değilsiniz. Kendinizi fesh ettiğinizde sizi gerçekten destekledim. Ancak görülüyorki ilgi çekme amaçlı bir eylemden ibaretmiş. Neyse çok eskilere gitmeden son sözüme geliyim.
Yıldırım Demirören seni tebrik ediyorum. Beşiktaş taraftarını bölmeyi başardın. Hepimiz senin oyununa alet olduk. Olmasına ihtimal vermediğim birşeyi başardın. Büyük birşey başardın. Ama şunu unutmaki gerektiğinde yumruğumuzu masaya vurmasını biliriz. O kalın ensendeyiz!


